Coronavirüs çocuğum için riskli mi?

Bugün Yeni tip Coronavirüs (SARS-CoV-2) salgınıyla ilgili gelen en sık sorulan sorulardan birini işleyeceğiz. SARS-CoV-2’nin çocuklar üzerindeki etkisi ile çocukların bu pandemi deki rollerini konuşacağız. 

SARS-CoV-2 virüsünün özellikle yaşlı ve kronik hastalıkları olan insanlarda ağır bir hastalık  seyri gösterdiği doğrudur. Bu virüsün yol açtığı hastalığı COVİD-19 olarak adlandırıyoruz. Bu hastalığın çok ciddi bir hastalık olmasıyla beraber ilaçlı tedavisi şu an için mümkün değildir. Güçlü bağışıklık sistemi ise koruyucu faktörlerden en önemlisidir. 

Bağışıklık sistemimizin iki yönlü bir çalışma mekanizması vardır: Spesifik ve non-spesifik. Bağışıklık sistemi hayatımız boyunca değişim içindedir. Ancak burada dikkat çeken en önemli unsur ise bebek ve genç yaşlarda non-spesifik, ilerleyen yaşlarda ise spesifik savunma sisteminin ağırlıklı çalışmasıdır.

Çocukların (özellikle 5 yaş altı çocukların) çok aktif olan non-spesifik bağışıklık sisteminin bilinmeyen ve özellikle yeni tip virüslerde çok etkili çalıştığı düşünülmektedir. Bu, sağlıklı çocukların SARS-CoV-2 enfeksiyonlarını yetişkinlere göre çok daha rahat atlatmasında önemli bir etken olabilmektedir.

Çocukları koruyan başka bir faktör ise kronik hastalık rastlantısı (hipertansiyon, kanser, kalp-damar hastalıkları, diyabet, COPD, vs) ya hiç yok ya da oranlarının çok düşük olmasıdır. Ayrıca çocuklar yetişkinlere göre bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlere yaşlarından ötürü daha az bir süre maruz kaldıklarından dolayı bağışık sistemlerinin daha aktif çalışması da önemli bir faktör olabilmektedir.

Çocukları koruyan faktörlerin tümünü tespit etmek zordur

Örneğin, hava kirliliği (öncelikle solunum yollarını ve akciğerleri etkilemekte), elektromanyetik maruziyet (Uykuyu ve bağışıklık sistemini etkilemekte), gıda yoluyla aldığımız ağır metaller, toksinler, ilaçlar ve pestisitler (vücudun sağlık dengesini holistik biçimde etkilemekte) çocuk sağlığında yaşam sürelerine orantılı yetişkinlere göre ikinci planda olabilmektedir. Neticede çocukları koruyan faktörlerin tümünü tespit etmek, bulunduğumuz bu erken pandemi evresinde oldukça zordur ve bunu zaman ve araştırmalar gösterecektir. 

Önceki zamanlarda da dünyaya yayılan diğer coronavirüs tiplerinin hasta profillerine bakıldığında ise şunu görmekteyiz: Sağlıklı çocuklar diğer SARS ve MERS enfeksiyonlarını çok daha az komplikasyonlarla atlatabilmişlerdir.

Bu tablo aktüel pandemi süresinde de gözlenmektedir. Ancak, Çin, İtalya ve Almanya gibi tespit edilebilmiş enfeksiyon sayısının yüksek olduğu ülkelerin şu anki istatistiklerinden anlayabiliyoruz ki, çocuklar da toplumun diğer çoğu bireyleri gibi SARS-CoV-2 enfeksiyonuna yakalanabiliyor ve çoğunlukla hafif enfeksiyon belirtileri ile hatta bazen hiç belirti göstermeden atlatabiliyorlar.

Çocuklarda coronavirüs kaynaklı ölüm oranı

Bu istatistiklerin içerisinde yeni tip Corona virüsü enfeksiyonu sonucunda ağır bir enfeksiyon geçiren ve hayatını kaybeden çocukların sayısı çok düşüktür ve istisnai bir durum olarak kabul edilmektedir.

Dünya genelinde 10-19 yaş grubu için “death rate” dediğimiz, tespit edilmiş vakalar arasındaki ölüm oranı %0.2’dir. 0-9 yaş grubu için ise istatiksel verilere rastlanmamıştır. 

Hastalık belirtileri gösteren az sayıdaki çocuklarda ateş (38,5 ve üzeri!), burun akıntısı, kuru öksürük ve solunumda zorluk özetlenmiştir. Çocuğunuzda bu belirtileri gözlemlediğinizde paniğe kapılmadan, o an muhtemelen geçirmekte olduğu başka hastalığın da olabileceğini göz önünde bulundurarak, öncelikle çocuk doktorunuzla telefon yoluyla iletişime geçmeniz tavsiye edilmektedir. Akabinde doktorunuzun tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmeniz önemle rica olunur.

Psikolojik sağlıkları göz ardı edilmemelidir

Coronavirüs’ün çocuklarımız üzerindeki sağlık etkilerini konuşurken göz ardı etmememiz gereken önemli bir konu daha vardır. O da psikolojik sağlıklarıdır.

Çocuklar, yaşları küçük olsa da çevrelerindeki olaylara ve bunlarla ilgili aile içi gelişen durumlara çok hassastırlar. Dinlemiyor ve bilmiyormuş gibi görünse de çocuk, etrafında gelişen olayların hep bilincindedir. Kreşe ve okula gidememek, arkadaş ve akrabalarla görüşmemek ve temasa geçememek yüksek derecede sosyal varlıklar olan çocuklarımız için ciddi bir kısıtlama olabilir. 

Evdeki yeni düzene adapte olmaları zaman alabilir ve diğer aile mensuplarını da zor durumda bırakabilir. Her iki tarafta da sabırların taştığı, tükenmiş hissinin ağır bastığı dönemler yaşanabilir. Özellikle ki çekirdek aile olarak evde kalınıyorsa, eşler arasında yaşanan olası gerginlikler, maddi ve manevi kaygılar çocukları da olumsuz etkileyebilmektedir.

Unutmayın ki, ebeveynler dahil bütün aile mensupları daha önce alışılmadık ve yaşanmadık bir durumla karşı karşıyadır. Bu özel durumla baş edebilmenin farklı çözümlerinin ve fikir alışverişlerinin sosyal medyada sıkça paylaşıldığını görmek Biyofrekans Ailesi olarak bizleri mutlu etmektedir. 

Çocuklarımızın bulunduğumuz bu durumdan ne derecede etkilendiğini öğrenmenin en kolay yolu, çocuğumuzla olan sohbetleri arttırmaktan geçer. Kendisini dinlemek, olası kaygılarını ciddiye alıp net ama çocuğun anlayacağı bir dilden açıklık getirmek gerekmektedir. Ancak umutsuzluk yaratacak ifadeler asla kullanılmamalıdır.

Örneğin, şu an dünyada coronavirüsün getirdiği bir hastalığın yayıldığını anlatırken, çocuğa “biz büyükler bu durumu düzeltmek için gerekli önlemleri alıyoruz ve hepimizi koruyoruz. Yakın bir zamanda bu dönemi de atlatacağız” demek çocukta güven duygusu yaratır ve üzerindeki baskıyı alır.

Bunların yanı sıra, yeni düzeninizin doğrultusunda çocuğun güvenebileceği günlük bir rutine girmeniz psikologlar tarafından önemle tavsiye edilmektedir. 

Çocuklar nesiller arasında köprü kuran bireylerdir

Son olarak, yeni tip coronavirüs ve çocuklarımızı bir başlık altında konuştuğumuz takdirde çok önemli bir ayrıcalığa daha göz atmamız gerekmektedir. Üzerine titrediğimiz çocuklarımız toplumumuzun bireyleri olarak epidemiyolojik anlamda da çok önemli bir rol almaktadırlar. Onlar (yetişkinlerle karşılaştırıldığı zaman) hem sosyal anlamda daha aktiftirler hem de toplumda nesiller arasında köprü kuran bireylerdir.

Bir çocuk, okulda çok sayıda yaşıtlarıyla, evde ebeveynleri ve hatta daha yaşlı nesillerle de iletişim halindedir. Konunun bu ayrıntısına olumlu bir bakış açısı sağlamakta fayda olabilir.

Pandemi esnasında coronavirüs enfeksiyonunu komplikasyon yaşamadan atlatan bir çocuk, bağışıklık kazanmış bir birey olarak topluma tekrardan katılır ve virüsün yayılmasını bir nevi frenler. Bağışıklık kazanmış bir çocuğun iletişime geçtiği insanlar, bağışıklıkları olmasa dahi korunurlar. Bu doğrultuda çocuklarımızın toplumsal bağışıklık konusunda çok önemli bir faktör olabilecekleri fikri doğrudur. 

Çocuklarımız bir çok konuda olduğu gibi, pandemi konusunda da yarınımızın ümidi olacaktır. Onların bağışıklık sistemlerini güçlendirmeye yönelik hareket etmemiz, bu dünyayı daha sağlıklı bir yaşam alanı haline getirmemiz salt şimdi değil her zaman için doğru bir karar olacaktır.

Biyofrekans Sistemleri Eğitim ve Araştırma Şirketi adına

Dr. Lâle Yasemin Lehmann

İlginizi çekebilir: Ah Corona Vah Corona
Blog yazılarımızdan anında haberdar olmak için email bültenine aşağıdaki forma email adresinizi girerek ücretsiz abone olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.